Yeni yıla girerken…

Yeni yıla girerken…

Her yeni yıla umutla girip hüzünle veda etmek artık hayatımızın bir parçası oldu. Oysa ki büyük ümitlerle girdiğimiz her yeni yıl hayatımızdan 365 gün daha alıp götürüyor. Bir yıl boyunca sadece ömrümüzün 365 gününü değil, çevremizi, doğamızı, kaynaklarımızı ve genç nesillerin yarınlarını da tüketiyoruz.

Çok değil, yaklaşık 20 yıl önce evine telefon bağlatmak için bir yıl sıra bekleyen, telefon kulübelerinde jetonlu telefonlarla görüşme yapabilmek için sıraya giren insanoğlu şu anda son model cep telefonunun çektiği fotoğraf kalitesini beğenmeyip yenisini alabilecek bir tüketim toplumuna dönüşmüş durumda.

Eskiden çatıya çıkıp antenini çevirerek sinyal yakalayıp uzaktan kumandası bile olmayan tek kanallı siyah beyaz televizyonunda Pazar sabahı yayınlanan vahşi Batı filmlerini izlemekten mutluluk duyan insanoğlu henüz o formatta yayın yapan kanallar bulunmasa bile UHD görüntü kalitesinde televizyonlara asgari ücretin bir kaç katı değerinde ücret ödemekten çekinmiyor.

Örnekleri çoğaltabiliriz elbette ama teknoloji karşıtı olarak algılanmak istemediğim için uzatmak istemiyorum. Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir eğitim seminerinde değinmeye çalıştığım bir husus bu aslında; çağımız tüketim alışkanlıklarının önemli bir kısmı gerçek ihtiyaçlardan değil o ihtiyacın suni olarak yaratılmasından kaynaklanıyor.

İnsanlar parasını istediği şekilde harcayabilir. O konuda elbette çok fazla yorum yapmamız doğru olmaz. Ancak, sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda tüketim alışkanlıklarımızı yarınları düşünerek gözden geçirmek büyük önem arz ediyor.

Çevreye zarar veren her türlü üretim faaliyetleri yarınlarımızı da yavaş yavaş yok ediyor. Daha da kötüsü, ekonomik ömrünü bile doldurmadan ya da geri dönüşüme uğrayıp tekrar çevreye kazandırılamadan çöpe giden çok sayıda teknolojik ürün sadece ekonomilere değil, yarınlarımıza da zarar veriyor.

Tüm bu duygu ve düşünceler içinde yeni yılınızı kutluyor, 2017 yılında her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum!

Sevgiyle Kalın…