Y Kuşağı

Y Kuşağı

Özellikle pazarlama başta olmak üzere psikoloji ve sosyoloji gibi pek çok disiplin tarafından insanların farklı demografik özelliklerine göre kümelenerek incelenmesi büyük önem arz eder. Bu gruplandırmalar arasında en yaygın bilinenlerden birisi de bireyleri doğduğu döneme göre X, Y ve Z kuşaklarına göre ayıran sınıflandırmadır. Özellikle 1980 ve 2000 yılları arasında doğan ve Y kuşağı olarak adlandırılan grup günümüzde dikkatle takip edilen grupların başında geliyor. Çünkü, bu gruptaki nesil her iki kuşak arasında köprü niteliğindeki geçiş grubu konumunda bulunuyor.

Bilgisayar ve İnternet başta olmak üzere artık hayatımızın bir parçasını oluşturan bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılmaya başladığı dönemde doğarak bu teknolojilerin evrim süreci içerisinde çocukluk ve gençliğini yaşayan bu grup artık iş hayatına da girerek tüketim sahnesinde birer aktör olarak rol almaya başlamış durumda. Y kuşağındaki bireyler üzerinde yapılan araştırmalar onların iş hayatındaki davranışları ile bilgisayarla belirli bir yaştan sonraki dönemlerde tanışan nesiller arasındaki farklılıklarını görebilmeyi sağlıyor. Ayrıca bu gruptakilerin iletişim becerileri, sosyal davranışları ve tüketim alışkanlıkları başta olmak üzere tüm demografik farklılıkları çeşitli disiplinlerce düzenli olarak inceleniyor.

Tüm bu araştırmalar iş hayatındaki geleneksel insan kaynakları yaklaşımlarından tutun da tüketicilere yönelik geliştirilen pazarlama yaklaşımlarına kadar pek çok alanda bu kuşağa yönelik bazı farklılaşma çabalarına olan ihtiyacı ortaya koyuyor. Sadece ABD’de bile aktif çalışan grubun %37 ile en kalabalık olanını oluşturan Y kuşağını anlamak bu yüzden önem arz ediyor. ABD’de yapılan son araştırmalarda bu kuşağın iş dünyasında kollektif değil bireysel çalışmaya önem verdiğini çünkü iş arkadaşlarına güven hissinin yeterli düzeyde olmadığı görülüyor.

Bununla birlikte, derslerde anlattığımız genç neslin tasvip edilmeyen pek çok demografik özelliğinin kariyer hayatına atılan ileri yaştaki Y kuşağı temsilcisinde gözlenmemiş olması da sevindirici bir durum. Örneğin, bahsi geçen gruba yönelik 22 ülkede yapılan bir araştırmada iş hayatında asi, kural tanımayan, bireysel iletişim becerileri zayıf bir nesil olmadıklarına dair sonuçlara da ulaşılmış.

Yazının başında da belirttiğim üzere dijital bir nesil ile geleneksel bir nesil arasında köprü görevi gören bu kuşağın her iki kuşaktan da bir şeyler alması çok da şaşırtıcı olmamakla birlikte milenyum kuşağı olan 2000 sonrası doğumlu gençliğin maalesef pek çok açıdan farklı bir demografik özellik göstereceğine dair endişelerim devam ediyor. Detayları önümüzdeki yazılarda değerlendirmek üzere…

Sevgiyle Kalın!