Siber Güvenliğin Önemi II

Geçtiğimiz hafta köşemde ulusal güvenliğin sağlanmasında artık sadece ileri düzey savunma sistemlerinin yeterli olmadığına, bilgi ve iletişim altyapısının da ne kadar önemli olduğunun artık farkına varmış olmamız gerektiğine değinmiştim.

Bugünkü yazımda ise, milletçe atlattığımız bu büyük badireden sonra içinde bulunduğumuz kritik dönemde karşı karşıya kaldığımız önemli bir tehlikeden bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz gibi sosyal ağlar her türlü kriz dönemlerinde insanların iletişim ve bilgi alma açısından ilk başvurduğu kaynaklar arasında yer alıyor. Bunun sonucunda da provokatörler tarafından dezenformasyon amacıyla kullanılıp kitleleri galeyana getirmek için önemli bir araç olarak görülüyor.

Bunun çok sayıda örneğini geçmişte olduğu gibi son bir hafta içinde yaşadık. Sosyal ağlarda kışkırtıcı, bölücü ve düşmanlık yaratıcı nefret söylemleri, sahte ya da çarpıtılmış haberlerle hedef gösteren paylaşımlar kolaylıkla kitlelere ulaştırılarak bir virüs gibi yayılması sağlandı. Açık söylemek gerekirse, sosyal ağlardaki bu tehditlere karşı geçmişten beri önlem olarak alınan tedbirler hiçbir zaman yeteri kadar başarılı olamadı. Çünkü, erişim engeli ya da İnternet erişiminin yavaşlatılması gibi kitlelerin ilgili ağları kullanımını güçleştirerek çözüm üretmeye çalışmak devekuşunun başını toprağa gömerek karşı karşıya kaldığı tehdide karşı kendisini koruyabileceğini zannetmesinden çok da farklı değil.

Oysa ki sorunun sebebine yönelmek çözüm üretmenin en kolay yollarından birisidir. İnsanların kriz ve kaos dönemlerinde sosyal ağlara normalden daha fazla yönelmesinin temelinde belirsizlik ortamında en güncel ve doğru bilgilere ulaşabilme arzusu yatmaktadır. O yüzden de sosyal ağların televizyon kadar önemli bir bilgilendirme kaynağı olduğu gerçeğini kabul edip ilgili kurumların asılsız haberler üreten provokatörlerden önce ve sonrasında halkı bu ağlar üzerinden düzenli olarak güncel bilgilerle bilgilendirebilmesi durumunda halk kaynağı belirsiz paylaşımlara pirim vermeyecektir.

Elbette halkımıza bu noktada düşen en önemli görev de kendisine sosyal ağlardan ulaşan her bilgiyi doğru kabul etmek yerine doğruluğunu araştırmayı denemek ve kesin doğru olduğundan emin olmadığı hiçbir paylaşımı diğerleri ile paylaşmayarak başkalarının da bu yanlışa ortak olmamalarını sağlamaktır. Bu bağlamda sosyal medyanın bilinçli kullanımı hususunda gençler başta olmak üzere tüm halkımızın eğitilmesi devletimizin önemli görevleri arasında yer alıyor.

Sevgiyle Kalın!