Otonom (sürücüsüz) araçlar gerçekten güvenli mi?

Otonom (sürücüsüz) araçlar gerçekten güvenli mi?

Yıllar önce televizyonda yayınlanan Kara Şimşek adlı dizide Kitt adlı siyah otomobili hayranlıkla izlerdik. Bin bir marifete sahip olan Kitt sahibiyle sohbet edip şoföre ihtiyaç duymadan hareket edebilse de tek bir tuşla devre dışı bırakılıp normal otomobil haline dönebilme özelliğine de sahipti. Karizmatik sürücüsü Michael Knight ise araçtan uzaktayken bile bileğindeki saat üzerinden aracıyla konuşarak her türlü talimatı verebiliyordu. O günlerde bizlere imkânsız gibi gelen bilim kurgu görüntülerinin tümüne şu anda sahip olmamız ne kadar enteresan değil mi? Akıllı saatlerimiz ile istediğimiz kişi ya da cihazla iletişime geçebiliyoruz. Otomobillerimiz akıllandı, şimdilik bizlerle sohbet etmeseler bile gerekli durumlarda sesli olarak uyarılarda bulunabiliyorlar. Kaldı ki yapay zeka sayesinde araçların dahi önümüzdeki süreçte tıpkı IPhone’da yer alan Siri gibi uygulamalar sayesinde bizlerle sohbet edebilecek düzeye gelmesi an meselesi.

Ülkemizde henüz elektrikli araçlar bile yaygınlaşamasa da dünyada otonom yani uçaklardaki otomatik pilot sistemine benzer özelliklerde seyahat boyunca kendi kendisini kontrol edebilen sürücüsüz araçlar mevcut ve uzun süredir de kullanımda. Sadece Google’ın StreetView uygulaması için test sürüşleri yapan sürücüsüz araçlar değil, başta Tesla olmak üzere pek çok firma tarafından geliştirilen otonom araçlar da piyasada yerini almaya başlamış durumda. Geçtiğimiz yıllarda sadece otomatik park özelliğine sahip olan araçlar kendiliğinden hareket edebilirken artık ABD başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde otobanlarda bile sürücüsü direksiyona veya pedallara dokunmadan seyahat eden çok sayıda araçla karşılaşabilmeniz mümkün. Hatta Rusya’da bir firma otonom tır üretimi bile yapıyor.

Çok sayıda sensör, radar ve kamera ile çevresinde duran ve hareket halindeki cisimlere ait yol bilgileri işlemcilerinde değerlendirip seyahat edebilen bu araçları geliştiren mühendisler otonom araçların sürücü tarafından kontrol edilen araçlara göre daha güvenli olduğunu iddia ediyorlar. Google’ın test ettiği araçların çok az kaza ile karşılaşması ve kazaların önemli bir kısmına diğer sürücülerin sebep olması da bu konuda önemli bir gösterge olarak kabul edilebilir.

Ancak geçtiğimiz Mayıs ayında Tesla tarafından üretilen bir otonom aracın Florida’da otobanda otomatik pilot modunda seyahat etmekteyken önündeki dönüş yapmakta olan bir tıra çarpıp sürücü koltuğundaki araç sahibinin ölmesine sebep olması bu konudaki tartışmaları alevlendirdi. Otonom araçların kullanımına yönelik dünya çapında kabul görmüş kuralların olmayışı bu tartışmaların merkez noktasında yer alıyor. Kazaya sebep olan 2015 model otonom aracın sürücüsünün hız tutkunu olması, sosyal ağlarda daha önceden de kaza yapmak üzereyken araç tarafından hemen manuel moda geçip sürüşü kontrol altına almasına yönelik uyarı geldiğine dair paylaşımda bulunmuş olması ve aracın çarpmış olduğu beyaz renkteki tır dorsesinin gökyüzünün parlaklığı sebebiyle araç ve sürücü tarafından algılanamamış olma ihtimali otonom araçların güvenliği konusunda suçun sürücü üzerinde odaklanmasına sebep olmuştu.

Ancak geçtiğimiz günlerde Pensilvanya’da benzer bir kazanın bu kez ölümsüz ve yaralanma olmadan atlatılması bir kez daha otonom araçların güvenilirliği konusunda tartışmaların gün yüzüne çıkmasına sebep oldu. Pek çok insan bu araçlara güvenilemeyeceğini düşünürken Kanada’da aylardır hiç bir şirketin sürücüsüz araçların test etmek için başvuruda bulunmamış olması o ülkede otonom araçlara karşı güvensizliği açıkça gösteriyor.

Otonom araçlarla ilgili paylaşmak istediğim iki önemli sorun daha mevcut. Bunlardan birincisi yaya güvenliği sorunu. Aracın tercih seçeneği bulunması durumunda tehlike anından aracın içindekileri mi yoksa yayayı mı öncelikli olarak korumaya yönelik önlemlere öncelik vereceği konusunda uzmanlar endişelerini paylaşıyorlar. Bilim kurgu yazarı Isaac Asimov’un 1960’larda yazmış olduğu bir kitapta yer alan ve artık ‘Asimov’un robot yasaları’ olarak litetatüre geçen 3+1 maddeden oluşan kuralları daha önce duymuş olabilirsiniz. Yapay zeka için de günümüzde dile getirilen ‘insanlığa zarar vermemeli’ kuralı Asimov’un gerçekte üç maddeden oluşan robot yasalarına sonradan eklenen +1’inci kuralı oluşturuyor. İlk üç maddede robotların insanlara zarar vermemesi gerektiği net bir şekilde belirtilirken ilave madde ile insan ırkının geleceği de kontrol altına alınmaya çalışılmıştı.

Şimdilik insan neslini bir kenara bırakıp otonom araçların insanlara (araç içindeki sürücü ve yolcular ile araç dışındaki yaya ve diğer araç sürücüleri) zarar vermesini nasıl önleyebiliriz sorusuna odaklanan araç üreticileri çeşitli güvenlik önlemleri ile bu sorunu bertaraf etmeye çalışırken insanın olduğu yerde kaza riskinin de olması hiç bir zaman otonom araçların %100 güvenli olamayacağını gösteriyor. Ancak sürücülü araçlara göre kaza riskini en aza indirebilmenin bile önemli olduğu göz önüne alırsak Google’ın geçtiğimiz ay patent için başvurduğu önemli bir buluştan bahsetmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Google mühendisleri, otonom araçların bir yayaya çarpması durumunda ona yapışıp aracın hızını kesen bu icat sayesinde çarpışmanın yayaya olan etkisini en azaltıp ölüm ihtimalini ve ağır yaralanmaları en aza indirmek istiyor. Kaza esnasında yayaya çarpan aracın onu fırlatarak vereceği zararı önlemeye çalışan bu buluş özel bir yapışkan sayesinde yayanın üzerindeki kıyafete yapışarak onu çarpışma esnasında aracın üzerinde tutmayı başarmayı hedefliyor.

Otonom araçların güvenliği ile ilgili diğer önemli kaygı ise İnternet’e bağlı diğer tüm cihazlarda olduğu gibi bu araçlara dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı güvenlik zaaflarının bulunması. Geçtiğimiz günlerde iki bilgisayar uzmanı meşhur bir otomobil üreticisine ait bir SUV aracın İnternet bağlantılarına otoyolda seyahat esnasında kilometrelerce uzaktan erişerek sileceklerinden ses sitemine kadar her türlü donanımına müdahale edip hareket halindeki aracın motorunu durdurmayı başarmıştı. Elbette test amacıyla yapılan bu müdahale sonrasında üretici ile iletişime geçip güvenlik açıklarının bir an önce kapatılması hususunda uyarıda bulunmayı da ihmal etmemişlerdi.

Olaya bir de ülkemiz perspektifinden bakmak gerekirse, henüz kendi aracını bile üretemeyen ülkemiz için bu sorunların hiç birisi henüz söz konusu değil!

Sevgiyle Kalın!